japonya gezisi ve izlenimlerim

sanırım sitede yazacağım ilk yazı japonya üzerine olmalı, aksi takdirde büyük bir haksızlık olur.

japonya’dan başlamamın nedeni biraz duygusal. ilkokula giderken okulumuzun japonya’da bir kardeş okulu vardı. kardeş okuldan rastgele öğrencilerle ingilizce mektuplaşır, birbirimize yaşadığımız şehri veya kültürümüzü anlatarak pratik yapardık. benim mektup arkadaşım miho‘ydu. 8 yıl boyunca düzenli olarak her ay mektuplaştık.

daha sonra adres değişikliği, üşengeçlik, teknoloji ve türlü sebeplerden ötürü iletişimimiz kesildi. yıllar sonra tekrar facebook üzerinden birbirimizi bulana kadar birbirimizden hiç haber alamadık. burada facebook’u kuran mark zuckerberg‘e bi teşekkür borçluyum sanırım, yıllar sonra miho’yu tekrar onun sayesinde bulabildim zira. :blush:

japonya seyahati fikri işte böyle, anlayacağınız miho sebebiyle ortaya çıktı. açıkçası çocukluğumdan beri japonya’ya ve japon kültürüne karşı inanılmaz bir ilgim vardı. ben küçükken rahmetli anneannemin türk-japon derneği’nde gönüllü çalışıyor olması bundan etkendi sanırım.

11 ocak günü, dün gibi hatırlıyorum. havaalanına geldiğimde hala japonya’ya gidiyor olduğuma kendim bile inanamıyordum. 14 saatlik bir yolculuk beni bekliyordu ve o zamana kadar hiç bu kadar uzun bir uçak yolculuğu yapmamıştım. başlayalım mı?

japonya nasıl bi yer? japonya yaşanacak bir yer mi?

japonya herkesin bildiği gibi uzak doğu’da bir ada. gelişmiş ülkeler arasında türkiye’ye vize uygulamayan nadir ülkelerden. türkiye’den yaklaşık 9000 km uzak ve bu uzaklık bilet fiyatlarına da yansıyor. ilk kez japonya’ya gitmeye karar verdiğimde bilet fiyatları biraz hevesimi kırmıştı. ben bu süreçte şunu anladım, eğer bişey yapmaya karar verdiyseniz o hedefe dair çalıştığınız, durmadığınız sürece başarmama şansınız yok. ne kadar sürede gerçekleşir bilinmez, önemli olan vazgeçmemeniz. benim maceramda para biriktirip japonya bileti alabilmem 2-2.5 ayı buldu.

japonya gezisi, akihabara elektronik pazarı

japonya konusunda herkesin malumu teknolojilerinin çok ileri olması. henüz 70 yıl önce ikinci dünya savaşı’nı atom bombası felaketiyle noktalamak zorunda kalan bir ülkenin bu kadar kısa sürede bu kadar hızlı gelişmesini nasıl açıklamak gerek bilemiyorum. o günlerden bu günlere bu kadar hızlı kalkınmanın sebeplerinden birisi japonların ikinci dünya savaşı sırasında ne olursa olsun üniversite öğrencilerini askere almamasıymış. yani o gençler çok kısa sürede japonya’yı yeniden inşaa etmişler. tabi amerika’nın yardımları da yadsınamaz.

en yakın müttefikleri amerika. ikinci dünya savaşından sonra gelişen ilişkilerle japonya zaman içerisinde amerika’nın asya’da bulunan ileri karakolu haline gelmiş. buna karşın osaka ve tokyo’da anti-amerikancı japonlar bi hayli fazla. bunun sebebi kültür çakışması sanırım. japonya’da amerikan üsleri var, haliyle binlerce de amerikan askeri. kültür çakışması konusunda bir örnek vereyim: japonlar metroda bile telefonla konuşmayı ayıp sayarken bu amerikalılar çoğu konuda çok rahat adamlar. haliyle halkın bi kesimi amerikalılardan nefret eder hale gelmiş. hatta tanıştıklarımdan bazıları amerikalıların japon kültürüne hiç saygı göstermediğinden yakınıyorlardı. amerikalılara sorsan “bunun neresi saygısızlık” der ve geçer. kim haklı bilemedim.

farklı bir kültür, bunu ilk dakikadan hissediyorsunuz. kapitalizmin her yere elini attığı bu dünyada, üstelik ülkede bu kadar amerikan üssü ve askeri olmasına rağmen yozlaşmamışlar. takdirimi kazanan bi detay. ben bunu biraz ada psikolojisine bağlıyorum.

her yer alabildiğince orman. yeşilin, doğanın sonu yok gibi. ülkenin %75’i orman ve japonlar ne olursa olsun buna dokunmuyor, %20-25lik bir alana sığmaya çalışıyorlar. bizde olsa çoktan çoğu yer imara açılmıştı.

başlarda ilginç ve macera dolu ama bi süre sonra sıkıcı bi yer japonya. bence kesinlikle görülmesi gereken bi yer ama yaşamak? bütün hayatını japonya’da geçirmek? zannetmiyorum, ben yapamam. şunu hatırlatmam da fayda var, japonya’yı sıkıcı yapan şeylerden biri japonca bilmiyorsanız kimseyle iletişim kuramamanız.

japonya’da yaşamanız muhtemel en büyük sıkıntı atm(para çekme makinesi). atm’lerin %90’ı visa ve mastercard kabul etmiyor. o yüzden yanınızda nakit parayla gidin veya sayıları iki elin parmağını geçmeyen visa/mastercard kabul eden atm’lere internetten bakın.

japonya gezisi, imperial palace, tokyo

japonlar nasıl insanlar?

şimdi japonlarla ilgili bi kaç kelam etmek istiyorum. bu yazdıklarım genel olarak kendi gözlemlerimdir. japonlar çok sakin ve kendi halinde insanlar. çok çalışıyorlar, yaptıkları işi mükemmel yapmayı hedefliyorlar. tokyo’da tren 2 dakika gecikse özür kağıdı dağıtılıyor. siz de bu kağıdı 2 dakika gecikmenizin sebebini açıklamak için iş yerinize götürüyorsunuz. o kadar mükemmeliyetçiler. ülkede şu sıralar yükselen bi milliyetçilik var.

atom bombası felaketin sonra mı böyle oldu bilinmez, doğaya çok önem veriyorlar. yukarıda belirtmiştim, ülkenin %75’i orman. kendilerine yaşayacak alan kalmamasına rağmen ağaç kesmiyorlar. ülkede ağaç kesmenin idama varan cezaları var.

çok temizler, saygılı ve hoşgörülüler. ancak bir o kadar kindarlar. kolay sinirlenebiliyorlar ve sinirlendiklerinde tehlikeli olabiliyorlar. tokyo’da şahit olduğum herkesin birbirine ölümüne girdiği bir sokak kavgası ve insanların kafalarını bile çevirmemesi beni insanlığımdan soğutmuştu. kültürlerine her daim saygı gösterilmesini bekliyorlar. gördüğüm kadarıyla bi çoğu asosyal ve utangaç. bu asosyallik öyle boyutlarda ki 30 yaşına gelmesine rağmen henüz bir kızla el ele tutuşmamış insanlar varmış. inanması güç ama gerçek. o yüzden yatıp-kalkıp halimize şükür edelim.

bu asosyalliğin sonucu olarak bazı ilginç hizmetler peydah olmuş. tokyo ve osaka gibi büyük şehirlerin bilhassa merkezlerinde gayet seksi kıyafetlerle, ellerinde menü tutarak dolaşan ve size gülümseyen kızlar görebilirsiniz. yanlış anlamayın, verdikleri hizmet fuhuş değil. bu kızlarla gidip bi yere oturabiliyorsunuz, bişeyler içebiliyorsunuz, fotoğraf çektirebiliyor, elini tutabiliyor ve istediğiniz konudan konuşabiliyorsunuz. bunun ücretide 45 dakika için 100 amerikan doları gibi bi meblağ. bu olay resmen bi sektör haline gelmiş. şaşırtıcı.

japonya gezisi, imperial palace, tokyo

asosyal olmalarının bir neticesi de yüksek intihar oranı. dünyada isviçre ile yarışıyorlar bu konuda.

buradan sonra japonya adına yazacaklarım ise pek olumlu şeyler değil. maalesef japonya çocuk pornosunun serbest olduğu bi ülke. çocuklara taciz olayları da bi hayli yaygınmış. böylesine gelişmiş bir ülkede, böyle çevreci insanların bu tip şeylere müsaade etmesi mide bulandırıcı. japon erkekler biraz değişik. konuştuğunuzda sizi anlamasalar da anlamış gibi yapıyorlar. gece dışarıda gezerken sokağa işeyen gençler görebilirsiniz. buna o kadar sık rastlıyorsunuz ki, şaşırmamak elde değil.

havasından mı, suyundan mı bilinmez bi japonun ortalama ömrü 90 yıl. gerçekten uzun yaşıyorlar. ülke nüfusunun çoğu yaşlı ve bunun gelecekte handikap olacağını düşünüyorlar. o yüzden devlet evliliği teşvik etmek için elinden geleni yapıyor ama genç nesil pek evlilik taraftarı değil gibi.

japonların çoğu ingilizce bilmiyor ve anlamıyor. ikinci dünya savaşı’ndan bahsetmeyin, nedense herkes üç maymunu oynuyor. tarih bilmemelerinden mi yoksa okulda anlatmamalarından mı, bilemiyorum. sanki 1940-1945 arası tarih yok gibi davranıyorlar. savaşta amerika’ya kaybetmelerine rağmen en yakın müttefikleri amerika. bunda iki tarafın çıkar ilişkisinin etkisi de büyük tabi.

japonya’da yaşam pahalı mı? japonya’da günlük ihtiyaçlar için ne kadar harcarım?

japonya pahalı, hatta çok pahalı bi yer. meyve ve sebzeler tane ile satılıyor buna karşın fahiş fiyatlar söz konusu. (örneğin: 3 tane domates 5$, 2 tane muz 3$) bu durumun sebebi topraklarının tarıma uygun olmaması sanırım.

japonya gezisi, vending machine, otomat, tokyo

(japonya’nın dünyaca ünlü meşhur otomatları.. bu otomatlar bedava wi-fi hizmeti de veriyor.)

konaklama için söyleyebileceklerim kısıtlı. ilk gidişimde ikebüküro yakınlarında super hotel diye bir yerde kalmıştım, 1 hafta için 250 amerikan doları ödemiştim. arkadaşlar otelde kalmak için bu paranın süper bir fiyat olduğunu söylemişti, gerisini siz düşünün. ikinci gidişimde de arkadaşımın evinde kaldım, karşılaştırma şansım olmadı. o yüzden pek bi öneride bulunamıyorum ancak hostellerin gecelik 15-20 amerikan doları civarında olduğunu duymuştum.

bütün şehirlerde 24 saat açık olan 7-11(seven-eleven) marketlerine adım başı rastlayabiliyorsunuz. bu marketlerde tırnak makasından kimchi çorbasına kadar aradığınız herşey bulunuyor. görece diğer marketlere göre daha ucuz, ayrıca ucuza satılan dondurulmuş yemeklerden alıp burada ısıtma şansınız da var.

japonya’yı gezmek istiyorsanız kesinlikle toplu taşımayı kullanmalısınız. bununla ilgili bişey anlatayım. tokyo’ya vardığımda alışkanlık olarak havaalanından şehre taksiyle gideceğimizi sandım. istanbul’da oturduğum ev havaalanına 5 dakika çünkü. “taksi?” dediğimde miho’nun gözleri döndü. meğer japonya’da taksi fiyatları çoook pahalıymış. hani havaalanından şehir merkezine gitmeye kalksan en az 400 amerikan doları gibi bir rakam. o yüzden japonya’da taksiye sadece çok zengin insanlar binermiş, ben miho’nun yalancısıyım.

toplu taşıma diyorduk. evet, ulaşım ağı çok gelişmiş, şehrin en ucra köşelerine hatta diğer şehirlere kadar giden tren var. bütün hatlar birbirine bağlı, kolayca aktarma yapabiliyorsunuz. ancak toplu taşıma fiyatları da maalesef hiç ucuz değil. bir gezginin japonya’da minimum gideri günlük 40 doları bulur. sağlam bir seyahat bütçeniz yoksa bu macerayı biraz daha ertelemenizi öneririm.

japonya’da sigara fiyatları çok pahalı, alkol ise ucuz. japon milli içkisi sake’yi denemenizi öneririm.

japonlar türkiye ve türkler hakkında ne biliyor veya ne düşünüyor?

ülkemizde “japonlar türkler’i sever” gibi bi algı var, nedenini bilmiyorum. belki biz japonları sevdiğimiz için onların da bizi sevdiğini sanıyoruzdur. :blush:

japonya gezisi, vending machine, otomat, tokyo

(japonya’da yaşanan ertuğrul fırkateyni faciasında hayatında hayatını kaybedenler için dikilen ertuğrul anıtı)

yabancılara karşı biraz daha hoşgörüyle yaklaştıkları bi gerçek. ancak japonlar özel olarak türkler hakkında maalesef pek bişey bilmiyorlar. bu son olimpiyat seçmelerinde tokyo’ya karşı yarıştığımız için japon medyasında istanbul üzerine haberler gösterilmiş. türkiye’yi dost bir ülke olarak görüyorlar, hepsi o.

bi de şu var, japon tv’lerinde pkk üzerine belgeseller yayınlandığı oluyor, 2 sefer denk geldim. umarım yeni nesil türkiye’yi bu tip yayınlar üzerinden değerlendirmezler.

peki ya japon kızlar nasıllar?

asyalı kızlara karşı ezelden bi ilgim var, o yüzden yapacağım bu yorum çok objektif olmayabilir. koreli kızları saymazsak japon kızlar bence asyalı diğer hem cinslerine göre gayet güzel ve bakımlılar. yalnız çok kıskançlar ve çoğu japon gibi kindarlar.

estetik ameliyat olayı burada çok yaygın. en çok yapılan estetik göz kapaklarını küçültmekmiş. alışverişe ve fotoğraf çekmeye pek meraklılar. istedikleri zaman çok sevimli oluyorlar, sinirlendiklerinde uzak durmak gerekir. tamamen hissi olarak bişey söylemek istiyorum, japonya’da kadınlar sanki ikinci sınıf insan muamelesi görüyor gibime geldi. örnek ver deseniz veremem, bu sadece bi his. miho’yla nereye gitsek birileri konuşurken sesleri değişiyor, üstten bakıyorlarmış gibi hissettim. (bana değil, miho’ya)

japonya seyahati için ortalama kaç para gerekli?

kendi seyahatimden örnek vereyim, ben japonya’ya giderken bilet fiyatları gidiş-dönüş 1200 amerikan doları civarıydı. bunun dışında cebimde 750 dolar vardı ve 1 haftalık seyahate ucu ucuna yetti. atm’ler visa/mastercard kabul etmediği için zor durumda kalabilirsiniz, o yüzden tedarikli gidin. tokyo’ya indiğinizi düşünelim, önce havaalanından şehre gidiş için trene 20 amerikan doları vereceksiniz. onu bi hazırlayın.(bi de dönüşü var tabi.) gelelim japonya’da ne harcayacağınıza.

japonya gezisi, tokyo kulesi

yukarıda yazmıştım, hostellerin geceliği minimum 15-20 amerikan doları. şehir merkezine uzaklığı-yakınlığına göre fiyatlar artıp azalabiliyor. yeme-içme için öğün başı en az 10 amerikan doları gideriniz olur.(bu çok iyimser bi tahmin oldu.)

japonya’da toplu taşıma fiyatları gideceğiniz mesafeye göre değişiyor. misal 1-6 km arasını kapsayan biletler 200 yen, 7-11 km arasını kapsayan biletler 240 yen gibi. 100 japon yeni aşağı-yukarı 1 dolar. bazen 95 cente iniyor, siz yine ortalamasını 1 alın.

şehirler arası gidecekseniz trenden önce uçak fiyatlarına bakın. tamam, japonya’da muazzam konforlu hızlı trenler var ama fiyatları çok pahalı. tokyo-osaka treni için 150 amerikan doları vermiştim, eminim aynı paraya uçak da bulurdum. gerçi tren ve uçak aşağı yukarı aynı zamanda gidiyor.

japonya’da şehirler arası seyahat için bir diğer seçenek feribot. ben hiç denemedim, o yüzden ne kadar bilemiyorum. aklınızda olsun diye yazdım.

japonya’da gezilecek görülecek yerler nereler?

ilk durağınızın tokyo olduğunu varsayıyorum yine:

  • imparatorluk sarayı

– tokyo, chiyoda’da. miho’nun annesi sağolsun, şehri gezmem için bana bi tur satın almıştı. ancak tura katılan tek yabancı ve tek genç bendim. bu tur sayesinde 70 yaşında japon amca ve teyzelerle burayı da gezdim, görmenizi tavsiye ederim.

  • ginza

– tokyo’nun şehir merkezi diyebiliriz. sony’nin merkez binası da burada. mimari hayran olunmayacak gibi değil.

  • akihabara

– işte benim ömrümü geçirebileceğim yer burası. bütün teknoloji marketleri, telefon ve bilgisayar dükkanları, atari ve oyun merkezleri. hepsi, hepsi akihabara’da. ne olursa olsun japonya’da gitmeniz, görmeniz en önemli yer. :blush:

  • shinjuku gyoen national garden

– harika bir park. doğayla iç içe müthiş bir yer. yanımdan geçen tavşanlar, sincaplar hala aklımda. büyüleyici.

  • shibuya

– buraya da ayrı bir parantez açmak istiyorum. duygulandığım nadir filmlerden olan, meşhur hachiko burada çekilmiş. tren istasyonunun hemen karşısında devasal bir hachiko heykeli var. mutlaka görülmeli.

  • bunkamura

– harika bir sanat müzesi. buraya girince insan saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyor.

  • tokyo kulesi

– tamamen eyfel kulesi’nden esinlenerek yaptıkları bir yapıt. birebir kopyası gibi. eyfel’e göre avantajı her kat için ekstra para ödememeniz. bütün tokyo’yu buradan görebilirsiniz. gezin, hatıra parası satın alın.

osaka için önerilerim:

**dikkat, osaka milliyetçilerin çoğunlukta olduğu tutucu bir şehirdir. çoğu yerde yabancıların pek hoş karşılanmadığı gözlenmiştir. temkinli olun.

  • kaiyukan

– dünyanın en büyük akvaryumu. girişi biraz pahalı ama kesinlikle görülmeli.

  • universal studios

– japonya’nın en büyük eğlence parklarından biri. içerisine universal studios tarafından çekilen başyapıt filmlere ait minyatür stüdyolar da yapılmış.

japonya gezisi, vending machine, otomat, tokyo

(osaka’da bulunan universal studios girişi.)

burasıyla ilgili ilginç bi anımı anlatayım, etrafta ünlü artistlerin makyajla benzetilmiş kopyası insanlar dolanıyor. ben gittiğim gün tek yabancı bendim, marilyn monroe kopyası amerikalı olduğunu tahmin ettiğim kız beni görünce sevinçle yanıma gelip nereli olduğumu sordu, türk olduğumu öğrenince nedense hayal kırıklığına uğrayarak türkiye’nin nerede olduğunu sordu. :blush: dünya japonya’dan ve amerika’dan ibaret değil cici kız, sana buradan selamlarımı yolluyorum.

  • spa world

– burasını nasıl anlatayım bilmiyorum. kadın, erkek karışık bir spor salonu. aslında sadece spor salonu değil. içerisinde yüzme havuzları, masaj salonları, tv odaları ve uyuma kabinleri de var. fiks fiyat, girişte ödediğiniz paraya herşey dahil. isterseniz 5-10 dolar daha ödeyerek kalabiliyorsunuz.

  • dotonbori

– osaka’da gece hayatının kalbinin attığı yer. içelim, güzelleşelim diyorsanız gideceğiniz yer burası.

ne yer, ne içer bu japonlar? japon yemek kültürü bize uygun mu?

japonların ne kadar uzun yaşadığından bahsetmiştim, işte o işin sırrı burada yatıyor. japonlar çok sağlıklı besleniyorlar. her öğünde muhakkak salata yiyorlar. bunun dışında deniz ürünlerini bolca tüketiyorlar. iade-i ziyaret için türkiye’ye gelen miho sabah kahvaltıda sucuk yediğimizi görünce afallamıştı. :blush:

japon yemek kültürü sadece bize değil bence bütün dünyaya uygun.

tokyo ve osaka’da dünyanın bütün mutfaklarına ait binlerce restaurant var. japon mutfağıda çok geniş, leziz yemekleri var. insan hangisini deneyeceğini şaşırıyor. eğer yerel japon yemeklerini deneyecekseniz tokyo’da asakusa’ya gitmelisiniz.

son söz…

japonya muhakkak görülmesi gereken bi yer, harika bir ülke. doğası, kültürü, teknolojisi. hepsi için ayrı ayrı yazılar yazılabilir. şunu da söylemeliyim, türkiye’de japonya denince insanların kafasında oluşan bir harikalar diyarı imajı var. hele japonya’ya gidince ilk günler rüya gibi geliyor ancak içine girince farkediyorsunuz, maalesef öyle değil. ben detaylara girerek hayallerinizi yıkmak istemiyorum, sadece çok büyük beklentilerle gitmemenizi öneriyorum zira japonların davranışları, ritüelleri sizi hayal kırıklığına uğratabilir.

şimdiden iyi seyahatler.




bu yazıyı paylaş